KUCUK BIR INSAN - çocuklarım - Blogcu



« Önceki |

20/11/2009

YENİ BİR YILA GİRERKEN....

yeni bir yıl...yeni umutlar... mutluluklar ve güzellikler olsun.. tüm dünya da barış güvercinleri uçurulsun...


20/11/2009

DESTAN ZEYNO'm Dua Ediyor....


10/6/2009

İŞTE İLK DİPLOMAM...YAŞASIN MEZUN OLDUM...

 














MEZUNİYET TÖRENİMDEN GÖRÜNTÜLER. 27/5/2009












23 NİSANDA
AZİZE ADLI
ŞARKI İLE
GÖSTERİ
YAPTIK.
GÖSTERİ
KIYAFETİMİ
NASIL BULDU
NUZ

23/2/2009

yeni doğan kuzenim Zehra'yı görmek için Şubat tatilinde Burs







11/11/2008

çocuklarımız, gözbebeklerimiz...

EDİRNEDEKİ, BURSADAKİ VE İSTANBUL DA Kİ KUZENLERİM GELDİ...DAYILARIM, YENGELERİM, TEYZELERİM, ANNEANNEM VE DEDEM HEP BİRARADAYDIK...

ARAMIZA HOŞGELDİN ZEHRA KARDEŞİM...




Sevgili kardeşim Taha Berkman


Sevgili kardeşlerim Esin Saba ve Kaan Ege





ZEYNO ANASINIFINDA DOĞUMGÜNÜNÜ KUTLUYOR- MAYIS2008

ZEYNO YIL SONU GÖSTERİSİ-2008


ŞIMARIK ZEYNO





 

Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim.
Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve
çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.

-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.

 

-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra
fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz
faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç
muhakkak tüketiniz.

-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir

 

Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır.
Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır.
Fındıkyağı da tercih edilebilir.

 

-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri
15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada
3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış
gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir
verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin
nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz.
Ona göre hareket edin.

Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin.
Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla
tüketin eğer sterilse.

-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört
kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar
yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.

 

-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin.
Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz.
 Meyve suyuna geçmeyen çok madde
posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve
miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz

 

-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar,
kaplar, plastik herhangi bir şey-
Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız.
Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler
.

 



-

***************************************************************************

HAYAT VE BAŞARI

 

Ralph Waldo Emerson'un "başarı nedir?"
sorusuna verdiği bir cevap vardı:
- Sık ve çok gülebiliyorsan,
- Akıllı insanların saygısını, çocukların sevgisini
kazanabiliyorsan,
- Dürüst eleştirmenlerin takdirini alabiliyorsan,
- Sahte dostlarının ihanetine katlanabiliyorsan,
- Güzelin değerini biliyorsan,
- Diğer kişilerde en iyiyi bulabiliyorsan,
- Daha iyi bir dünya için geride ister sağlıklı
bir çocuk,ister iyileştirilen bir sosyal durum,
ister ufak bir parça yeşil bahçe bırakabiliyorsan,
- Tek bir kişi bile olsa, biri senin varlığından ötürü
daha
rahat nefes alabiliyorsa…
- İşte bu başarmış olmaktır.

5/11/2008

SEVGİLİ ANNECİĞİM...

Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler...
... Ve insan, zamanın nasıl insafsız
bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden
beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...

Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin
iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar
ortak üretiyor, tüketiyoruz.
Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz
kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin
en iyi annesi... Her çığlıkta
başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin
o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım. Sevginle donandım...
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;
Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz,
bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e
hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki,
anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun,
ben her yalanda burnumu yokladım.
Şaşırdım. Bostandaki lahanaların,
ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
modasının geçtiğini gördüm sokakta...

Söyleyemedim sana...
'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları
salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen;
ben ilginle boğulduğumdan dertlendim.
Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse
ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak
küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...
Nasıl dar günlerde yardıma koşup,
kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin?
...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...
...Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...'
diye başladıkça ben, değişen
takvim yapraklarını koydum önüne...

Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?
Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde
yuvadan uçacağını bile bile
koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun...
Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor.
Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi...
Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi...
Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları...
Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık.
Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk.
Ben büyürken seni de büyüttüm.

Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu;
yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
öpülen kurbağalar prens oluyor.

...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin
geçersizleştiğini anlatan kitapları
kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye
devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları...
İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor
sevginin değerini...
Bense sevginden mahrum kalmaya
fazla dayanamayacağımı biliyorum.

O yüzden bu Anneler Günü'nde
sana upuzun bir ömür diliyorum.
Hem biliyor musun?
'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......

(Alıntı...)

************************************************************

KUZENLERİM BENİM..

HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM...

 

 

 

ATAM İZİNDEYİZ

 

GENÇLİĞE HİTABE

         Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
        Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
         Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

                                                                                                    Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927


yeni bir yıl...yeni umutlar... mutluluklar ve güzellikler olsun.. tüm dünya da barış güvercinleri uçurulsun...

 

15/11/2007

DESTAN ZEYNOM ...

ZEYTİN GÖZLÜM..ELMA YANAKLIM...KİRAZ DUDAKLIM...

DESTAN ZEYNOM..

MİMİKLER VE ZEYNO!!!!

SAROZ KÖRFEZİ-DANİŞMENT ÖĞRETMEN KAMPI

DUYGULU BİR KIZ ÇOCUĞU, BAZEN BİR BAKMIŞIZ Kİ TOZ TOPRAK İÇİNDE HAŞARI BİR KIZ ÇOCUĞU... ERKEK ÇOCUKLARINI ARATMIYOR ÖYLE ZAMANLARDA....

Kasımpaşa Sosyal Tesisleri çay bahçesi

Tarihi Haliç sahilinde Gün batımı

 

 

KOMİK....FESHANE ETKİNLİKLERİ


HAYATTAKİ SEÇENEKLER

 

Bilgin bir adam bir zamanlar demiski: her toplum, kendilerinden daha
az sansli olanlara nasil davrandigiyla degerlendirilir.

Sevgili Dostlar,

Ne yapardiniz?....karari siz verin. Komik bir cumle beklemeyin, cunku yok.
Yine de okuyun. Sorum su: Ayni karari siz verir miydiniz?
Okuma ve ogrenme zorlugu ceken cocuklara ozel egitim veren bir
okul icin bagis toplama yemeginde, cocuklardan birisinin babasi
katilimcilar tarafindan asla unutulmayacak bir konusma yapti. Okula ve
kendini adamis ogretmenleri kutladiktan sonra soyle bir soru sordu:
"Disardaki etkenler tarafindan etkilenmedikce doga her seyi mukemmel
bir sekil ve sirada yapiyor. Ama yine de oglum Shay, diger cocuklarin
ogrendikleri gibi ogrenemiyor. Diger cocuklarin anlayabildikleri gibi
anlayamiyor. Oglumda dogal olmasi gerekenler seyler nerede?"
Bu soru karsisinda dinleyiciler sessiz kaldilar.
Baba devam etti. "Ben inaniyorum ki, dunyaya fiziksel ve
zeka engelli Shay gibi bir cocuk geldiginde, gercek insan dogasi
kendini gosterme firsatini buluyor ve bu da insanlarin o cocuga
davranis sekillerinde kendini gosteriyor."
Ve sonra asagidaki hikayeyi anlatmaya basladi:
Shay ve babasi bir gun parkta Shayin tanidigi birkac
cocugun baseball oynadiklarini gorduler. Shay sordu, "Acaba oynamama
izin verirler mi?"
Shay'in babasi cogu cocugun Shay gibi bir cocugun takimlarinda
oynamasini istemeyeceklerini ama ayni zamanda eger ogluna izin
verirlerse oglunun o cok ihtiyacini duydugu, engellerine ragmen
baskalari tarafindan kabul edilmenin ozguveni ve sahiplenme duygusunu
verecegini de biliyordu.
Shay'in babasi cocuklardan birinin yanina yaklasti ve (fazla
birsey
beklemeyerek) Shay in oynayip oynayamayacagini sordu. Cocuk soyle
danisabilecegi birilerine bakti ve sonra "Su anda 6 sayi gerideyiz ve
oyun sekizinci turunda. Herhalde takima girebilir ben de onu dokuzuncu
turda vurucu olarak sokmaya calisirim" dedi.
Shay buyuk bir gayretle takimin yanina gitti ve yuzunde
kocaman bir gulumseme ile takim t-shirtini giydi. Babasi gozunde yas,
kalbi sicak duygularla dolu onu izledi. Cocuklar oglunun kabul
edilmesinden dolayi babanin mutlulugunu gorduler. Sekizinci turun
sonunda Shay'in takimi birkac puan kazandi ama hala 3 sayi gerideydi.
Dokuzuncu turun basinda Shay eldiveni eline gecirdi ve sag acik sahaya
cikti. Ona dogru hic top isabet etmemesine ragmen oyunda olmaktan son
derece mutluydu ve babasi ona tribunlerden el salladigini gordugunde
yuzunde kocaman bir gulumseme vardi.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takimi yine puan kazandi. Simdi
butun kaleler doluydu, oyunu kazanma sansi ortaya cikmisti ve topa
vurma sirasi Shay'e gelmisti.
Bu noktada Shay'in vurucu olmasina izin vererek oyunu
kaybetme riskini mi almaliydilar? Sasirtici bir hamleyle Shay'e sopayi
verdiler.
Herkes topa isabet ettirme sansinin sifir oldugunu biliyorlardi cunku
birakin topa vurmayi Shay sopayi bile elinde tutmasini bilmiyordu.
Ama Shay sahaya ciktiginda top atici, diger takimin kazanma
sanslarini bir kenara birakarak Shay'e bu firsati tanidiklarini
gorunce birkac adim one giderek yumusak bir sekilde topu Shay'e dogru
firlatti. Ilk topa Shay zorlukla sopayi savurdu ama iskaladi. Atici
tekrar birkac adim one dogru geldi ve topu yine yumusak bir sekilde
Shay'e dogru atti. Shay sopayi savurdu ve hafifce topa dokunarak yere
aticiya dogru vurdu.
Oyun simdi bitecekti. Atici topu yerden aldi ve ilk kaledeki
adamina kolaylikla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.
Ama atici topu aldi ve ilk kaledeki adaminin basinin uzerinden
diger takim arkadaslarinin erisemeyecegi yere firlatti. Tribunlerdeki
herkes ve iki takimda bagirmaya basladilar, "Shay, ilk kaleye kos, ilk
kaleye kos!"
Shay hayatinda hic bu kadar uzaga kosmamisti ama ilk kaleye gidebildi.
Saskinliktan buyumus gozleriyle yere coktu.
Herkes bagirmaya devam etti, "Ikinci kaleye kos, ikinci kaleye kos"
Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye kosabildi. Shay ikinci kaleye
geldigi sirada acik sahada diger takimdan biri topu almisti ...
takimin en kucugu olan bu cocuk kahraman olma sansini elinde
tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamina atabilirdi ama top aticisinin
niyetini anladigindan o da kasitli olarak topu ucuncu kaledeki
arkadasinin basinin uzerinden atti.
Herkes bagiriyordu, "Shay, Shay, Shay, butun yolu kos Shay"
Karsi takimdan birinin yardim ederek onu ucuncu kaleye dogru
dondurmesiyle Shay ucuncu kaleye kosabildi, "Ucuncuye kos! Shay,
ucuncuye kos!"
Shay ucuncuye gelirken diger takimdaki cocuklar ve seyirciler
ayaga kalkmislardi ve bagiriyorlardi, "Shay, hepsini kos! Hepsini
kos!" Shay hepsini kostu ve oyunu takimi icin kazanan bir kahraman
olarak herkes tarafindan alkislandi.
"O gun", dedi babasi, gozlerinden yaslar asagiya dogru suzulerek,
"iki takimdaki cocuklar da dunyaya bir parca sevgi ve insanlik
getirmeyi basardilar".

Shay bir sonraki yaza yetisemedi. O kış öldü. Bir kahraman
oldugunu ve babasini mutlu ettigini, ve eve geldiginde annesinin de
gozyaslari icinde onu kucakladigini asla unutmadi.
Son NOKTA: E-mail ile hic dusunmeden binlerce fikra yolluyoruz, ama
hayattaki secimler konusunda mesaj oldugunda insanlar tereddut ediyorlar.
Bunu size yollayan kisi hepimizin bir farklilik yaratabilecegimiz
inancini tasiyor. Hepimizin her gun binlerce firsati olabiliyor "dogal olan
seyleri"
gerceklestirmek icin.
Bilgin bir adam bir zamanlar demiski: her toplum, kendilerinden daha
az sansli olanlara nasil davrandigiyla degerlendirilir.
Simdi iki seceneginiz var:
1. Delete
2. Forward

 

 

ABİLERİN ABİSİ...CANIM ABİM..

 

BÜYÜYECEKSİNİZ...KENDİ HAYATLARINIZI KURACAKSINIZ

İŞTE O ZAMAN, BİRBİRİNİZDEN UZAK OLSANIZDA,

UZAKLIĞINIZ YOL UZAKLIĞI OLSUN.

BİRBİRİNİZE OLAN SEVGİNİZ,

MERHAMETİNİZ , ŞİMDİKİ GİBİ OLSUN..

SAMİMİ, İÇTEN VE DAİM OLSUN...

ALLAHIM SİZİ VE TÜM ÇOCUKLARI KORUSUN

 

5/8/2007

ZEYNO NE KADAR EŞKİYA !!..SEN O KADAR EVLİYA !!...

HAZİRAN 2006- SAROS KÖRFEZİ

 

 




 

 

Gölgeler düşşe de yüreğinin üstüne,

Güneşini sakın söndürme.

Eğer umut yoksa,

Yaşam çok uzak kalır insana.

 

Unutma;

Senden bir tane daha yok bu dünyada...

GÜLÜMSEMEYİ ASLA UNUTMA...

 

sevgili oğlum..

 

Sen bizim herşeyimizsin...İlk göz ağrımızsın...Adı gibi MERT bir delikanlısın...

Zeynonun da biricik ağbisi...

 

 


 




GECE YARISI

Yıllar sonra çocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş.

 

Birgün, gecenin bir yarısı saat 3:30 civarları
telefonu çalmış.

Telefondaki ses, annesinin sesiymiş çocuk;
- Ne var Anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız

ediyorsun ? Sabah arasan olmaz mıydı

gibilerinden, annesini azarlayıcı sözler sarfetmiş.

Annesi, biraz buruk, biraz da ağlamaklı bir ses
tonu ile; Bundan 25 yıl önce de bir gece yarısı 3:30 da sen beni

rahatsız etmiştin.

" DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM " demiş...


5/7/2007

ARTİS ZEYNO!!!..

ZEYNOOOOOO!!!!, SEN BÜYÜYÜNCE NE OLACAKSIN??!!!

********************************************************

Sevgili babacığım, anneciğim, abicim, hepinizi çok seviyorum.. Bana da hiç kıyamadığınızı biliyorum.. Eh sevgiyle büyürken, biraz şımarmak, bu ortamın doğal bi sonucu artık!!!

 

 

************************************************************************

15 MAYIS 2007.. ARTIK 4 YAŞINDAYIM... SEVGİLİ BABAMIN, O GÜN YAPTIĞI SÜRPRİZ BENİ ÇOK HEYECANLANDIRDI.. UZUN ZAMANDIR ÇOK İSTEDİĞİM BİR ŞEY ALMIŞTI BANA..BİR BİSİKLET...BİSİKLETİMİ ÇOOOK SEVİYORUM..TEŞEKKÜR EDERİM BABACIĞIM...

 

BİR DÜNYA BIRAKIN

Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.

Bir vatan bırakın biz çocuklara
Islanmış olmasın göz yaşlarıyla.
Bir bahçe bırakın biz çocuklara
Göklerde yer açın uçurtmalara.
 
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
 
Bir barış bırakın biz çocuklara
Ulaşsın şarkımız güneşe ve aya.
 
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
 
Bir dünya bırakın biz çocuklara
Yazalım üstüne sevgili dünya
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar. 

Adnan ÇAKMAKÇIOĞLU

19/4/2007

DESTAN ZEYNO ÇİÇEK TOPLARKEN..fethiye 2005

FETHİYE-2006

 

" Büyükler rakamları sever. Onlara yeni bir arkadaşınızdan söz ettiğinizde,size hiçbir zaman önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: sesinin tonu nasıl? Hangi oyunları sever? Kelebek biriktiriyor mu diye sormazlar size. Hep" Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?" diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu . Büyüklere "pembe tuğladan, pencerelerinde sardunyalar, çatısında güvercinler olan ... güzel bir ev gördüm" derseniz, bu evi bir türlü gözlerinde canlandıramazlar.onlara : "Yüz bin franklık bir ev gördüm." demeniz gerekir .
O zaman haykırırlar :"NE HOŞ!.."
(Küçük Prens'ten)

Ataturk, the founder of the Republic of Turkey, devrimleri ve ilkeleri
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu